Gerçeği duymak

    Özel eğitime başlamış ve o sancılı alışma sürecini yavaş yavaş geride bırakıyorduk. Bu işlerin içine girince daha fazla doktor ismi duyuyorsunuz ve fark ediyorsunuz ki İstanbul’da otizmle gerçek anlamda ilgilenen hatta hastalarının büyük çoğunluğu otizmli olan psikiyatr sayısı bir elin parmağını geçmiyormuş. Bu sayılı doktora ulaşmakta bir hayli zor oluyor, derken bu doktorlardan biri olan Prof.Barış Korkmaz’tan randevu alabildik. Son gittiğimiz çocuk nöroloğunun gazından arınmıştık ve daha temkinliydik bu sefer, aslında beklediğimiz şeyi bilirkişiden duymaktı tek istediğimiz. Uzun bir bekleme süresinin ardından, odaya girdiğimizde yine sil baştan hikayemizi anlattık ve soruları cevapladık.Bu arada Ege tam gaz odayı tavaf ediyordu.Sonunda beklenen cümle gelmişti: “Hayatınız boyunca otizmle uğraşacak gibi duruyorsunuz.Zekayla ilgili bir sıkıntı olduğunu sanmıyorum ama konuşma üzerine çalışın ve önceliğiniz bu olsun.Çok paranızı kaptırmadan, alternatif yolları da deneyin.Dikkat süresini arttırmaya önem verin.” O günden aklımda çakılı kalan cümleler bunlar oldu. Artık başka bir psikiyatra gitmek istemiyordum uzun süre, duymuştuk gerekeni ve aslında rahatlamıştık da. Çünkü, sürekli alternatif bir şey aramak ve beklemek bile oldukça yıpratıcı bir süreç. Herşeyi kabul ettik ağladık, üzüldük klasik acı sürecini hakkıyla yaşadık ve sonra ayağa kalkıp yolumuza devam ettik. Çünkü, ayağa kalkmak zorundasınız.

     Kendime geldikten sonraki ilk iş, internette kitap satan bir siteye girip, arama satırına otizm yazıp çıkan tüm kitapları almak oldu. Kitapların gelmesiyle bitmeleri toplamda 4 gün sürdü zaten topu topu 7-8 kitap çıkmıştı karşıma ve bir iki tanesi aşırı popüler kültüre hizmet eden cinstendi. Bu beni asla kesmedi ve bu yüzden beni tatmin eden kitapların kaynakçaları, makaleler vs vs derken deniz derya bir dünyaya dalmış oldum. Bu kitap ve okuduklarımdan ilginç olan, doğruluğuna ve güvenilirliğine inandığım kısımları ileride burada da paylaşmayı kendime görev edinmiş durumdayım. 


   Aylardır, Ege uyur uyumaz masa başına oturup yeni ne var,ne çıkmış,hangi insanlar neler söylüyor diye araştırmak ,daha doğrusu otizmle ilgilenmek,altını eşelemek kendimi iyi hissettiriyor. Çünkü, bugünkü anlamda otizm dediğiniz şey daha 1940’larda ortaya konmuş bir şey. Düşünsenize daha bir yüzyıl geçmişi olmayan bir şey için tedavi şansı yok deniyor, fakat çocuğunu bundan kurtaran aile hikayeleri, vitamin ve mineral destekleriyle, diyetlerle inanılmaz gelişim gösteren çocuklar bizler için kim ne dersin ümit taşımaktadır. Sevgili doktorlar, ailelere tedavi yok, onu beklemeyin bunu istemeyin demek yerine bırakın aileler elinden geleni yapsınlar aksi halde zaten kimse çocuğunu bir yere kapatıp bırakacak değil,ama bu realist olduğunu sanan,aşırı sabit fikirli doktorlar bilmeli ki, biz aileler bir şeyler denemekten gocunmuyoruz aksine bir şey yapmayıp, araştırmadan, denemeden etmeden durursak yol alamayız. Bu sözlerim umut taciri ve para avcısı kimseler için değil asla, zaten farkındalığı olan herkes, bir süre sonra bunun ayrımını yapacak donanıma sahip oluyor diye düşünüyorum.

Yorumlar