Otizm ve Biyomedikal Yaklaşımlar 1

  Otizmin ne olduğunu anlamaya çalışmak, okumak olayı kabul etmek ve etmemek gibi süreçleri yaşadıktan sonra ,gazınızı asla alamayıp sürekli bir arayış içinde olmak tüm ailelerin kaçınılmazı oluyor. Bu süreçte atlanmaması gereken bir nokta da bu biyomedikal yaklaşımlar oluyor. Çünkü, otizmin genetik yatkınlık, stres, toksinler, aşılar vs vs. bir çok tetikleyici unsuru veya oluşum mekanizması var. Bu her çocukta değişebilen bir etken ama özünde benzer bir denklemi barındıran ama hala adı net konamamış karmaşık bir başlangıç. Bizim penceremizden baktığımızda, hamileyken geçirdiğim küçük bir cerrahi operasyon yüzünden iki kutu antibiyotik içmişliğim (doktor vermiş ve kullanmazsan daha tehlikeli demiş, ayrıca otizmin o ‘sunu bile bilmediğimiz için lap lap içmiş bulunmuştum) ve stresli yapım gereği normalden fazla strese doymuşluğum, bugün baktığımda bu yolculuğa ilk adımımız olmuş diyebilirim. 

   Ege, daha öncede bahsettiğim üzere gayet iştahlı bir çocuk oldu, 5 aylıkken bile yemeklere aşırı düşkündü ve sofradan gözünü alamazdı. Tabii ki ek gıdaya 6 ay itibariyle başlamış bulunduk. Her şey organikti yediği, 2 yaşına kadar çikolata, şeker, paketli gıda yemişliği bir elin parmağını geçmemiştir. Hiç bir zaman kabızlık yada ishal gibi problemleri olmadı. Alması gerekeni fazlaca aldığını düşündük hep. Ne zamanki otizm ve tedavi diye google’a yazar olduk, o zaman diyetler, mineraller, oksijen tedavileri türlü türlü bir sürü test çıktı karşımıza. O kadar karmaşıktı ki başta, nereden başlayacağız hangisini denememiz gerek diye günlerce kafa patlattık. Zamanla okudukça olaya hakim olmaya başlıyor ve kendi yol haritanızı çiziyorsunuz zaten. Hala daha yolun başındayız…

https://www.autism.com/turkish_otistik  bu belki eski ama yine de çok sevdiğim bir yazı, o yüzden yeni başlayanlara tavsiye ederim. Arada dönüp dönüp okuyorum. Çünkü , bu yol aslında çocuğu  olabildiğinin en iyi haline getirmek benim için. Olacakları bilemeyiz ama bunlarda aklımıza yatanları denemeden hayatımıza devam edemezdik. Çocuğunuzun biyomedikal ve duyumsal eksiklerini tamamladığınızda dikkat ve motivasyonun arttığı gerçeğini kimse inkar edemez. Özellikle de Ege gibi çok küçük yaşta fark ettiyseniz bir şeyleri bu destek tedaviler olmazsa olmaz. 

    Türkiye’de buna inanan doktor sayısı sanırım Ahmet Aydın ve ekibi dışında yok denebilecek kadar sınırlıydı. Ahmet Aydın’ın vefatıyla beraber Hasan Önal bu alanda tek isim oldu. Koca koca profesör psikiyatristler bile ‘canım ya o iş öyle olmuyor yani siz deneyin ama fazla şey etmeyin’ diye laf çeviriyorlar. Tekrar söylüyorum,canım doktor sana ne!? Sen de ki, ‘ tabii bir bakın araştırın, olabilir’ falan, dünyada bu araştırmalar için ciddi paralar harcanıyor ve buna inanan insanlar var, bırak kendimiz yaşayıp görelim sen insanların hevesini kırma, ey doktor lafım sana! 


    Sonuç olarak, Ahmet Aydın’ın ‘Otizme çözüm var’ kitabını alıp 268 kere okuduktan sonra ve bazı forumlarda benzer süreçleri yaşayan ailelerinde tecrübeleriyle bazı testler, tahliller yaptırdık. Gördüğümüz şeyler gerçekten bizi hayrete düşürmüştü!

Yorumlar

Popüler Yayınlar